Romantik aşkın başlangıcı, çoğu zaman büyüleyici bir tamamlanma ve bir olma hissiyle karakterizedir. Bu ilk evrede karşımızdaki kişiyi olduğu gibi değil; kendi iç dünyamızda eksikliğini çektiğimiz, arzuladığımız ve idealleştirdiğimiz “kusursuz öteki” olarak görürüz. Psikanalitik kuramda bu süreç, kişinin kendi narsisistik ideallerini ve erken dönem bakım veren imgelerini partnerine yansıtması (projeksiyon) olarak ele alınır.
Yanılsamadan Gerçekliğe Geçiş
İlişki ilerledikçe ve gündelik hayatın gerçekleri devreye girdikçe, başlangıçtaki bu pembe bulut (yanılsama) yavaş yavaş dağılır. Partnerimizin bizim zihnimizdeki fanteziye uymayan yönleri, kusurları ve bizden bağımsız bir “öteki” olduğu gerçeği ortaya çıkar.
Birçok çift bu kırılma noktasında “Sen eskiden böyle değildin, çok değiştin” diyerek yoğun bir hayal kırıklığı yaşar. Oysa olgun ve kalıcı sevgi, tam da bu yanılsamanın bittiği yerde başlar. Karşımızdaki kişiyi kendi içsel boşluklarımızı dolduracak bir nesne olarak değil; kendi sınırları, kusurları ve öznelliği olan gerçek bir “Öteki” olarak kabul edebildiğimizde derin ve sağlıklı bir bağ kurabiliriz.
Uzm. Kl. Psk. Doğan Polat
Bu makalede ele alınan konularla ilgili bireysel veya çift terapisi desteği almak için Florya ve Şişli kliniklerimizden ya da online terapi seçeneğimizden yararlanabilirsiniz.
Randevu ve Bilgi Al →